Sansüre Sansür!!!


“Sansür, bir toplumun kendine olan güvensizliğini yansıtır ve otoriter rejimlerin belirgin bir özelliğidir." Potter Stewart


Yay! Hareketine Katılın!

Yorum Farkı ; Crazy in Love

video

Ljósið

Koş hemen eline yoga, meditasyon bilimum iç huzur sağlayıcı kitabını al... Biraz oku, sonra alttaki videoya tıkla, niravanaya ulaş... Cennetten yer satıyorum uleen!

Parisienne YSL

En sevdiğim parfümler işte bu yüzden hep YSL

Bazen...

Eski ilişkiler, eski flörtleşmeler güzeldir.. En azından benim için güzel. Belki de düşündüğüm zaman hep iyi tarafları aklıma geldiğindendir... Bilmiyorum. Ama özlüyorum... Seni, onu, hatta en nefret ettiğimi bile özlüyorum... Elim telefona gidiyor, sonra duruyorum. Çünkü biliyorum ki o kadar zaman aranmamışsa, konuşulmamışsa gerçekten bir sebebi var... Durmayıp aradıklarımda hep bunu yaşayarak görüyorum zaten... Ama gerçekten bilmelisiniz ki hayatımda karşılaştığım, gördüğüm, dokunduğum hiçbir şeyi unutmuyorum... Hepinizi özlüyorum. Ama kafamdaki şekillerinizle, hep iyi yanlarınızla...

Lanetlenmiş Kadınlar

Diyebiliyorsan de bana, dehşetim, ruhum,
Yakışıksız, garip bir eylemde bulunduk mu?
Sen "meleğim!" dedikçe korkudan titriyorum,
Yine de dudaklarım gidiyor sana doğru.

Kalbimin sonsuza dek sahibi,
Kızkardeşim,artık tek düşüncemsin,
Öyle bakma yüzüme,beni yakacakları ateş ve cehennemim,
Günahımın ilki, ilk nedeni olsan bile

-"Kim söz edebilirmiş aşk varken cehnnemden?

Binlerce lanet olsun, o ilk hayalci kimse,
Lanet o budalaya, o dürüstlük satana,
Çözümsüz ve kısır bir sorunu benimseyip
Aşka dürüstlük denen saçmalığı katana!

Serin ile sıcağı, gündüz ile geceyi
Gizemli bir uyumda görmek isteyen bir kaz,
Bir işe yaramayan inmeli bedenini
Sevda denen o kızıl güneşte ısıtamaz!

Bu dünyada herkesin bir tek sahibi vardır!"
Çocuk birden acıyla haykırdı:
-"Duyuyorum,şu an tüm varlığımda, benliğimde derin bir
Uçurum açılıyor; kalbimdir bu uçurum!

Volkan gibi yakıcı -ve boşluk gibi derin!
Euménide’in, elinde meşale, kanına dek
Yaktığı bu ejderin, bu inleyen yüreğin
Kanmayan susuzluğu dinmiyor, dinmeyecek.

Kopalım bu dünyadan, perdeleri çekelim,
Dinlendirsin öpüşler yorgun yüreğimizi!
Derin göğüslerinde yok olmak, tüm dileğim,
Ve bulmak mezarların uzak serinliğini!"

-İnin, durmadan inin, ey acıklı kurbanlar,
İnin, sonsuz, ölümsüz cehennemin yolundan
Uçurumun dibine dalın, orda tüm suçlar
Kamçılanıp göklerden gelmeyen bir rüzgârla

Tek serin ışık sızmayacak mahzeninize
Ve işte, yarıklardan, sokak feneri gibi
Yanan kızgın mikroplar giriyor içeriye,
Korkunç kokularıyla kaplıyor gövdenizi

Yazgınızı kendiniz yazın, düzensiz ruhlar,
İçinizde kökleşen sonsuzluktan sakının!

-Dedi: "nedir düşüncen, ne dersin olanlara?
Hoyratça soldururlar, hippolyte, tatlı yürek,
İlk güllerin kutsal adağını o kaba,
O yaban soluklara asla sunmaman gerek.

Hippolyte, kızkardeşim, yüzünü bana dön sen,
Ruhumsun, her şeyimsin ve öteki yanımsın,

Kutsal merhem, çevir o yıldızlı gözlerini,
Bir tek bakışın bana yeter, ey tatlı bacım,
Daha loş arzuların kaldırıp perdesini
Sonsuz düşler içinde seni uyutacağım!"

Ofis!

Merhaba... Şuanda ofisteyim ve günlerden perşembe... Hani çarşamba olsa daha az yorgun olursun, cuma olsa yarın haftasonu diye daha enerjik olabilirsin ama ne yazık ki günlerden perşembe... Şuanda yazmamın tek sebebi sıkıntı! Dostum işteyim falan yani ve çok sıkıcı... Radyo olaylarına mı girsem diye düşünüyorum fekat sevdiğim radyo hep aynı şarkıları çalıyor 4 haftadır aynı şeyler baydı beni! pufff! Bilgisayarım da yok artık... Kendisi babamın şiddetine maruz kaldığından dolayı kendini iç dünyasına hapsetti ve artık açılmıyor. Dün gece pek sevgili dostum, kankam, sevgilim, müstakbel eşim İrish in doğum günü dolayısıyla Küçük beyoğlu civarlarında dostlarımızla biraraya geldiğimiz bir organizasyona katıldım. Püffff yok öyle bişi tabi. Küçük beyoğlunda içtik... Sooğra bitmek bilmeyen sarıyer yollarına kendimizi attığımızda tek hayalimiz aslında uyumaktı.. Ama eve geldiğimizde işler sandığımızdan çok farklıydı. Adeta dolabımız gibiydi. Uffff ıfhoşasfh Eve vardığımızda metrekare başına düşen insan sayısı 8 falandı. Bi posta da orada doğum günü kutlamaları yaşandı tabiii... Neyse ki ben bütün çılgınlığımla hatta crazyliğimle ben yatıyorum dedim. Yattım uyudum vs vs. Sabah duyduğum tek ses Mir*!/&+. Kalk saat 8 oldu!!! OMG Ahmet neler oluyor dedim içimden. Uyku sersemliğiyle ne denirse yaptım, üstüme dünden kalma şeylerimi giydim, tam çıkıyordum ki evden Ahmetciğim (sevgili Kayınpederim) düşüncelidir saolsun elime bir börek verdi. Yolda giderken onu yedim yada yemek istedim tadı bi garipti zira... Otobüs durağına geldiğimde önümden 3 adet otobüs geçti. Hepside benim gideceğim yerden geçiyordu fekat anlamsız bir şekilde binmedim, binemedim. Gerçekten bunu yapamadım. Nedenini bilmiyorum. Ardından telefonum çaldı, telefondaki şahısa da bir süre saçmaladıktan sonra gelen ilk otobüse bindim. Önceki gece İrish ben ters gidemiyorum dediğinde ne salaksın bunlar psikolojik işler vs vs diye hava yapmıştım ama hak verdim o anda. Acı bir şekilde hemde. Yaşayarak öğrendim adeta! Gelene kadar beynimin sümük kıvamına geldiğini ve bir yerden dışarı çıkmak istediğini farkettim! Neyse ki engel oldum sevgili okur. Neyse işte öyle bişeyler. Şimdi ofisteyim, sıkılıyorum...
Bu arada ofisi paylaştığım Sid kılıklı müdür yardımcısı Cengiz Kurtoğlu falan olaylarına girdi sanırım... Imm bu bina allaha şükürler olsun ki 15 katlı falan. Hakkınızı helal etmelisiniz... İyi geceler...

Bana bir iyilik yap!

Dear God,
I want you to do something... The problem is, you never hear my words when i say them from my heart. This time i am trying something different. I hope you like this mail and attempt to read at least. Please God! Take either his or my life. I can't live with him in the same planet. I saw so many people who hasn't got father. And i can feel that they are sad about this. Please god, i want to be like them! Please KILL HIM!

Thank you in advance.

P.s: Btw i'll appreciate if u sign the pic :)


The Silence Of The Lamb

video

Cock-and-Bull story

Bir varmış... Bir yokmuş... Dağların, denizlerin ardında bir toprak parçası varmış... O toprak parçasında bu zamana kadar hiç bişey yetişmemiş... Günlerden bir gün ilk defa bişeyler filizlenmiş... Etraftakiler heyecanla bakmışlar... İzlemişler... Gelişimine tanık olmuşlar... Ama ne yazık ki çok sonra farketmşler ki bu zararlı bir ottan başka bişey değilmiş... Çok zor olmuş topraktan onu söküp atmak... Yılların özlemi, beklentisi... Bir anda çöpe dönüşmüş...
Asıl önemli olan konu burası... Aylar sonra o zararlı ottan sonra aynı topraktan yine bişeyler filizlenir gibi olmuş... Toprak yarılmış... Bitki toprağın içinden kendini göstermiş... Aynı umutlar, aynı heyecanlar yaşanmış... Hatta daha fazla umut... Bu seferkini köklü bir ağaç olana kadar besleyeceklerinin hayalini kurmuş herkes... Ama bu bitki kötü bi şakaymış... Oradakilerden bir beklentisi olmadığını hatta aynı şekilde oradakilerin de kendinden birşeyler beklememesi gerektiğini belirtmiş...
Son olarak da herşeyin böyle olması gerektiğini üstüne basarak anlatmış... İyi geceler bile demeden tohumuyla birlikte yok olmuş...

p.s. Daha önceki yazılarımda şekerin hem çevreye hem de insana zarar verdiğini belirtmiştim... o yüzden No Sugar!

Yeşil-Temizlik

Daha önce de bahsettiğim doğaya zarar vermeyen, ucuz ev yapımı temizlik ürünü tariflerini açıklıyorum! Dütdürü düüü düdüüüüüüüü

Cam Temizleyicisi

Yarım ölçek su yarım ölçek beyaz sirke, koku için limon suyu veya çiçek yağlarını kullanabilirsiniz.

Fayanslar, Cam ve Aynalar için kullanılabilir.

Yer Temizleyicisi

Borax salt un ne olduğunu anlamadım :) bilenler için... büyük bir kovaya 1 kaşık borax tuzu koyup karıştırın.(ayrıca borax cilt ve ev temizliğinde çok faydalıymış) Çeyrek bira bardağı kadar sirke ekleyin. Karışıma biraz limon sıkın. Dilerseniz içine sabun, şampuan ekleyebilirsiniz. Off you go...

Ahşap Cilası

2 kaşık dolusu zeytin yağı ve yarım limon suyunu karıştırın. Ahşap zemine eski bir kumaşla uygulayın... Arıları cezbeden balmumundan nefret edenler için ideal.

Yüzey Temizleyicisi

Şampuan veya sıvı sabununuzu suyla karıştırıp 1-2 damla limon suyu veya bitki yağı ekleyip karıştırın, her yüzeye uygun bir temizleyici elde edin. Kullanacağınız kadar yapıp hepsini tek seferde bitirin ki koruyucu kullanmanıza gerek kalmasın...

Ruth's Ethical Guide To Cleaning e teşekkürü bir borç bilirim...

Saygılar...

Michaelı Anma Günüsü

Ölmüş.. Hem de benim doğum günümde... Bence iyi bişey... Çoluğu çocuğu rahatça sokağa salabiliriz artık. zööö




Bu Senin Için Adamım!!!

Önce sen sonra ben

Araştırıyorum!

Çok yakında size evde yapabileceğiniz temizlik malzemeleri tarifleri vereceğim... Evet bunu gerçekten yapacağım... Bunlar evdeki malzemelerle yapılacak olup aynı zamanda düşündüğünüzden çok daha fazla şeye yararlı olacak... Öncelikle cebinize,sonra doğaya,sonra da hayvanlar üstünde test edilmelerini önlemenize kadar gidebilir... Bu green-housework olayını heryere yayarsanız dünyamız deterjan atıklarından daha az tahribat görür... Bunun için eski kullandığınız deterjan kaplarına ihtiyacımız var... Onları atmayın... Yenilerini de almayın ;)

Voltaic!

Björk'ün bana doğum günü hediyesi... Şarkılar çoktan nete düşmüş olsa da dvdleri ve ekstraları çok merak ediyorum yahu...

Björk on iLike - Get updates inside iTunes

One Love'a Hazırlık





When you're gone and rain starts falling
I just sit here by the phone
don't deny me, call me back
I'm so alone


Yeni!

Ehm ehm... Evet... Başlıyorum...
Bugün geçmişi geride bıraktığım ilk gün... Bunu isteyerek yapabilirim... Ya da yapamam mı? En azından deniyorum... Duygusal olarak belki benim elimde değil... Ama fiziksel olarak yapıyorum... Herşeyi topluyorum bugün... Herşeyi... Ve hepsini koymak için ayırdığım çok sevimli bir çöp torbam var... Keşke seni de onların arasına koyabilseydim, hakettiğin yer orası çünkü... Bu akşam ki çöp arabasını kaçırmamam lazım... Hepinizin ezildiğini görmek için can atıyorum çünkü... Hoşçakal ezik, riyakar, iğrenç mayonezim... Demiştin ya "senin kadar basitleşmem" diye... Aslında sen kendi basitliğini farkedemeyecek kadar basitmişsin...


Öp Öp Öp Öp!



Seni bir tık şaşırtsam... Gelir miydin? Öper miydin?
Dondum kaldım bir anda. Resmen kilitlendim son anda...


Çayını Şekersiz İç!

Dünya çöl olmasın... Ne alaka mı? Araştır öğren... Sadece tavsiye veriyorum sana burada! Çayını şekersiz iç... Çevreyi kurtar... Çok ciddiyim... İnanmazsan araştır... Bu da en saçma ama en green yazımdır... Çevreye duyarlı bir Mirroyum tamam mı? Greenpeace e üye değilim... çünkü onların öncelikleri benimkilerle paralel değil... Green Mirro Sevgilerini arz eder...

Bang!

Bang başlıklı bir yazının mutlu olmasını isterdim... Ama olmuyor. Evet dostum, bu yazı hüzünlü. Belki de biraz ağlak. Belki bu durumundan zevk alıyor ama emin bile değil. Şu anda bu yazıyı yazan adam bıkmış, sıkılmış. Yeni bir başlangıç istiyor. Yeni arkadaşlar, yeni bir çevre, yeni bir ülke...

Bu satırları yazmaya karar verdiğim an şöyle gerçekleşti. Turuncu zeminli, Sol anahtarı koltuğumda yatarken dışarıdan bir ses "BANG , BANG". Bu ses eskiden bana mutluluk verirdi. Yüzüm gülerdi. Artık aa havai fişek bile demiyorum. Cama bile çıkmıyorum. İçimden gelmiyor. Halbu ki eskiden en kötü anımda bile havai fişek patlasa, saçma belki ama, çok mutlu olurdum en azından gülümserdim. Tam o sesleri duyduğumda farkettim ki benim yazım gelmiş...

Derler ya insanoğlu hiçbir şeyle yetinmeyi bilmez diye. O kadar doğru ve o kadar lanet bir şey ki bu. Şükürler olsun herşeyim var. Eksiğim yok. Ama hala kendimi etkileyen nedenler bulabiliyorum. Geçen dönem belki tek derdim evimin uzak olmasıydı ama şimdi o yok başka bir şey var. O yüzden şunu bilin ki asla mutlu son yok! Belki eski mutluluklarla yetinerek ölmek var ama mutlu son yok. Çünkü mutluluğun maximum noktası yok. İsteklerin sonu yok. Dünyayı ele geçirsem eminim ki Ay ı ele geçirmek isterim.

Bilmiyorum ben miyim anormal ama ilişkilerde de kötüyüm. Arkadaşlık ilişkisi olsun, sevgili olsun hepsinde... Acaba aşk da mutlu sonlar gibi filmlerde olan bir şey mi sadece?

Ayrıca sıkıldım da bu adadan. İnsanlarından, etkinliklerinden, olaylarından, yapaylığından. Belki dönünce de aynı şeyleri yaşarım bilmiyorum ama yine de buradaki olay apayrı. Hayır insanlar suçlu değil. Suçlu olan benim. Gerçekten bilmiyorum. Yapmak istediğin hiçbir şeyi yapamayacağın bir yer burası sanırım. Kişisel gelişimden çok uzak biyer...Artık kendime bir şeyler katabileceğim bir yerde olmak istiyorum. Lütfen beni çekip alın buradan. Yarın ilk iş sahile S.O.S yazacağım. Görürseniz lütfen yardım edin...